top of page
  • Bektas Duyar

Teşhis ve Yüzleştirme Nedir?

Teşhis, şüpheli veya sanığın kim olduğunun/kimliğinin tespit edilebilmesi veya suçun gerçek faili olup olmadığının tespiti amacıyla kendisinin veya fotoğrafının mağdur veya tanıklara gösterilmesi suretiyle yapılan bir işlemdir. Teşhis işlemi, yasal dayanağını 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan değil, 2559 sayılı PVSK (Polis ve Vazife Salahiyet Kanunu) Ek-6 maddesinden almaktadır. Teşhis işlemi ile açığa çıkarılması amaçlanan hususlar şunlardır:

  • Şüpheli veya sanığın kimliğinin ortaya çıkarılması,

  • Şüpheli veya sanığın suçun gerçek faili olup olmadığının belirlenmesi.

Yüzleştirme, CMK m.52/2 gereğince tanıkların veya şüphelilerin ifadelerinde meydana gelen çelişkileri gidermek amacıyla, bu kişilerin yüz yüze getirilmesi suretiyle genellikle kovuşturma aşamasında yapılan bir işlemdir. Yargıtay yüzleştirme işlemi için “yüz yüze teşhis” veya “canlı teşhis” ifadelerini de kullanmaktadır.

Teşhis işlemi, hem soruşturma hem de Yargıtay’ın kıyas yoluyla kabul ettiği üzere kovuşturma aşamasında yapılabilen bir işlemdir. Yüzleştirme işlemi ise, genellikle kovuşturma aşamasında yapılan, ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerin varlığı durumunda soruşturma aşamasında da yapılabilen bir işlemdir.

Teşhis ve Yüzleştirme İşlemlerinin Hukuki Mahiyeti

PVSK Ek-6’da düzenlenen teşhis işlemi ile CMK m.52/2’de düzenlenen yüzleştirme işlemi, hukuki nitelikleri itibariyle koruma tedbiri olarak değerlendirilebilecek birer ceza muhakemesi işlemidir. Çünkü, teşhis veya yüzleştirme yapılarak şüpheli veya sanığın hak ve özgürlüğüne müdahale edilmektedir.

Teşhis işlemi hukuki niteliği itibariyle sadece bir kimlik tespiti işlemi değildir, teşhis işlemi ile aynı zamanda delil elde edilmektedir, bu nedenle teşhis bir delil elde etme metodu olarak da değerlendirilebilir.

Teşhis İşlemi Nasıl Yapılır?

Teşhis işleminin yapılması, teşhise tabi tutulacak şüpheli veya sanık tarafından talep edilebileceği gibi bunlar dışındaki kişiler (müşteki, mağdur vb.) tarafından da talep edilebilir. Soruşturma veya kovuşturma yapmaya yetkili makamlar da kendiliğinden teşhis işlemi yaptırabilir.

Soruşturma aşamasında şüphelinin teşhise tabi tutulabilmesi için gözaltına alınarak teşhis edilmeye hazır hale getirilmesi gerekir. Gözaltı işlemi uygulanmayan kişi teşhise tabi tutulamaz (Y6CD-K.2014/3984). Yakalama işlemi, gözaltı işleminin dışındaki bir amaçla özgürlüğü kısıtladığından, soruşturma aşamasında hakkında yakalama yapılan kişi de teşhise tabi tutulamaz. Soruşturma aşamasında teşhis işlemi yapılabilmesi için şüphelinin mutlaka gözaltına alınmış olması gerekir.

Kovuşturma aşamasında sanığın teşhis işlemine tabi tutulması için yakalama, tutuklama vb. koruma tedbirlerine tabi tutulmasına gerek yoktur. Ancak, teşhis işleminden kaçınan sanık hakkında koruma tedbirlerine başvurulabilir.

PVSK’ya göre, polis, suçu işleyen gerçek failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir. Aynı zorunluluk kovuşturma aşamasında mahkemece yaptırılan teşhiste de aranmalıdır.

Teşhis işlemi, belli bir usule uyularak yapılmalıdır. Aksi takdirde, yapılan teşhis hukuka aykırı hale gelir. Teşhis işlemi sırasında tutulan teşhis tutanağı ise hukuka aykırı delil olarak değerlendirilir. PVSK Ek-6 maddede düzenlenen usule uygun yapılmayan tüm teşhis işlemleri hukuka aykırı kabul edilmelidir.

Hukuka uygun teşhis işlemi şu şekilde yapılmaktadır:

  1. Kolluk (polis, jandarma, sahil güvenlik) kendiliğinden teşhis işlemi yapamaz, teşhis işlemi yapabilmek için mutlaka Cumhuriyet savcısından talimat alması gerekir. Teşhis işlemi sırasında kolluk tarafsız olmalıdır, baskı ve yönlendirme yapmadan işlemi tamamlamalıdır.

  2. Teşhis işlemine başlamadan önce, teşhis işlemine katılacak kişilerin önceden ifadelerinin alınması şarttır. Teşhiste bulunacak kişiler, olayın tanığı veya mağduru olan kişilerdir. Teşhise tabi tutulacak kişiler ise olayın şüphelisi veya sanığı olan kişilerdir. Özellikle teşhiste bulunacak mağdur veya tanığın faile ilişkin görgüsü teşhisten önce alınan ifadede ayrıntılı bir şekilde yazılmalıdır. Mağdur veya tanık teşhis işleminden önce alınan beyanlarında; failin yaşı, kilosu, boyu, saç rengi, giyimi, sesi, yüz şekli, uzuvlarındaki belirgin özellikleri açıklanmalıdır.

  3. Teşhiş işleminin soruşturma aşamasında yapılabilmesi için teşhise tabi tutulan kişinin mutlaka gözaltına alınmış olması gerekir.

  4. Teşhis işlemine, teşhiste bulunan ve teşhise tabi tutulan ile birlikte sadece kamu görevlileri (polis, jandarma, sahil güvenlik) katılabilir.

  5. Teşhis işlemine tâbi tutulan tarafta birden fazla kişi olması gerekir. Teşhise tabi tutulanlar yan yana dizilerek tanık veya mağdura gösterilir. Şüpheliyle birlikte aynı anda olayla bağı olmayan kişiler de yan yana dizilmek suretiyle teşhiste bulunan tanık veya mağdura gösterilmeli, böylece faili seçmesine imkan tanınmalıdır.

  6. Teşhise tabi tutulan kişilerin aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir. Teşhis için gerekli olması halinde, şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir.

  7. Teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir. Bunun için, polis veya jandarma merkezlerinde teşhis için ayrılmış özel bölümler kullanılmaktadır. Bu yerlerde teşhiste bulunan, teşhise tabi tutulanı görmekte, ancak teşhise tabi tutulan kişi teşhiste bulunanı görmemektedir.

  8. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde, teşhis sırasında bir numara bulundurulur. Teşhiste bulunan kişi, numaralardan herhangi birinin ismini söyleyerek (Örneğin, 3 numaralı kişiyi fail olarak teşhis ediyorum) teşhis edecektir. Teşhis sırasında verilen numara veya harflerin çağrışım yapan veya yönlendiren nitelikte olmaması gerekir.

  9. Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunması istenen kişiye, şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılır. Teşhisin ikinci kez yapılması sırasında teşhise tabi tutulan kişilerin yerleri ve numaraları değiştirilir. Böylece teşhiste bulunan mağdur veya tanığın sağlıklı bir teşhis yapıp yapmadıkları tespit edilir.

  10. Tanıklıktan çekinme hakkı olan tanık veya mağdur, teşhiste bulunmaya zorlanamaz.

Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konur. Yazılı yapılması gereken tüm ceza muhakemesi işlemleri gibi teşhis işlemi de yazılı bir şekilde yapılarak teşhis tutanağı düzenlenmelidir. Yargılama aşamasında, hakim, teşhis tutanağı ile dosyaya konulan fotoğraf veya görüntüleri değerlendirerek hem işlemin sıhhati hem de ispat kuvveti konusunda bir hükme varacaktır.

Fotoğraftan Teşhis İşlemi Nasıl Yapılır?

Soruşturmada şüpheli veya kovuşturmada sanığın fotoğrafı üzerinden de teşhis yaptırılabilir. Ancak, kovuşturma aşasında fotoğraf üzerinden teşhis işlemi yapılabilmesi için olağan teşhis veya yüzleştirme işlemi (yüz yüze teşhis veya canlı teşhis) yapma imkanının olmaması gerekir. Soruşturmada zaten kural olarak yüzleştirme yapılamayacağından ya teşhiste bulunanlar ile teşhise tabi tutulanların birbirine göremeyeceği bir şekilde teşhis işlemi yapılmalı ya da bu imkan yoksa fotoğraftan teşhis yapılamlıdır.

PVSK EK-6. maddeye göre fotoğraftan teşhis işlemi şu şekilde yapılmalıdır:

  1. Fotoğraftan teşhis işleminden önce teşhiste bulunacak tanık veya mağdurun öncelikle olayla ilgili ayrıntılı ifadesi alınmalıdır. İfadede, failin özellikleri hakkında bilgi verilerek fotoğraf teşhisinin usulüne uygun yapılması sağlanmalıdır.

  2. Teşhis yaptırılacak fotoğraf sayısının birden fazla olması şarttır. Tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz. Yani, fotoğraf teşhisinde, teşhiste bulunana farklı kişilere ait birden çok fotoğraf gösterilir ve faile ait olanının teşhis edilmesi istenir. Teşhis edilmesi için gösterilen değişik kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olmaları gerekir (PVSK Ek-6).

  3. Fotoğraftan teşhis işlemi, teşhis tutanağı düzenlenerek yazılı hale getirilmelidir.

Özellikle belirtmek gerekir ki; ceza davasında sadece fotoğraf teşhisine dayalı olarak hüküm kurulamaz.

Yüzleştirme İşlemi Nedir?

Yüzleştirme işlemi, tanık, mağdur, şüpheli veya sanıkların çelişki veya farklılık arz eden beyanlarından kaynaklanan çelişkilerin giderilmesi ve hangi beyanın daha üstün tutulacağının değerlendirilmesi amacıyla yüz yüze getirilerek beyanlarının alınması işlemidir.

Yüzleştirme işlemi, kural olarak kovuşturma aşamasında yapılan bir delil elde etme yöntemi olduğundan kural olarak hakim tarafından yapılmalıdır. Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hallerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilir (CMK 52/2).

Yargıtay yüzleştirme işlemi için, “yüz yüze teşhis” veya “canlı teşhis” deyimlerini kullanmaktadır. Çünkü, yüzleştirme işlemi ile tanık, mağdur, şüpheli veya sanık hem yüz yüze getirtilerek karşılıklı ifadeler alınmakta hem de tanıma işlemi yapılamaktadır.

Teşhis işlemi PVSK m.EK-6’da düzenlenmiş iken, yüzleştirme işlemi CMK m.52/2 hükümleri çerçevesinde uygulanmaktadır.

Teşhis ve Yüzleştirmede Müdafiin (Avukatın) Bulunması

Teşhis işlemini düzenleyen 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyat Kanunu’nda müdafiin (avukatın) teşhis işlemine katılabileceğine dair açık düzenleme yoktur. Ancak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nd düzenlenen şüpheli veya sanığın savunma hakkı kapsamında müdafiin de teşhis işlemine katılabileceğinden kuşku yoktur:

  • Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafi (avukat) yardımından yararlanabilir (CMK m.149/1).

  • Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli ve sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez (CMK m.149/3).

Yukarıdaki CMK hükümleri dikkate alındığında, müdafiin teşhis işemine katılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Uygulamada müdafi (avukat) hazır olmadan yapılan teşhis işlemleri de hukuka uygun kabul edilmektedir. Yargıtay, kolluk tarafından müştekiye yaptırılan teşhiste müdafiin bulunması zorunluluğu olmadığına hükmetmiştir.

Yüzleştirme işlemi, özelliği gereği yüz yüze gelme sırasında karşılıklı beyanların alındığı ve ifade alma işleminin uygulandığı bir ceza muhakemesi işlemidir. Şüpheli veya sanık yüzleştirme kapsamındaki ifade alma işlemine aktif olarak katıldığından şüpheli veya sanığın müdafii de (avukatı) mutlaka hazır bulunmalıdır.

Teşhis işlemi, gerektiğinde fotoğraf üzerinden de yapılabilecek olan ve bu yönüyle de şüphelinin imzasının alınmasının bile zorunlu olmadığı bir tanıma işlemidir. Şüpheli buna pasif olarak katılmakta ve teşhis sırasında herhangi bir beyanı da alınmamaktadır. Bu işlemde aktif olarak rol alan kişi olayın mağduru veya tanığıdır. Bu nedenle ifade alma, keşif ve yer gösterme işlemlerinde olduğu gibi müdafiin teşhiste hazır bulundurulma zorunluluğu bulunmamaktadır. Aksinin kabulü halinde soruşturma aşamasındaki bütün işlemlerde örneğin; gözaltı giriş ve çıkış raporlarının alınması gibi… müdafiin hazır bulunması hatta başından sonuna kadar gözaltı süresince müdafiin, şüphelinin sürekli yanında bulundurulması gerekebilecektir. Bununla birlikte müdafiin teşhiste bulunmaması, şüphelinin teşhise karşı müdafiin hukuki yardımından yararlanmasına, teşhisten önce veya sonra müdafii ile görüşmesine engel teşkil etmeyeceği de açıktır. Uygulamada bazen mağdur veya tanık ile şüphelinin yüz yüze getirilerek karşılıklı beyanlarının alınması şeklinde, dolayısıyla yüzleştirme tarzında icra edilen işlemlere de teşhis denilmektedir. Böyle bir durumda şüphelinin beyanı alındığı için artık sadece bir teşhis işlemi söz konusu olmayıp aynı zamanda şüphelinin aktif olarak katıldığı ifade alma işlemi gerçekleştirildiğinden bu durumda müdafiin (avukatın) katılımı zorunludur (YCGK-K.2008/84).

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page